Eskiyayla - Erdemli Geçişi
Dün 4 Nisan pazar günü,hani derler ya "yoğurt
gibi" bir havada,masmavi bulutsuz ilkbahar sabahı,Eskiyayla köyü odun
deposunda tam 25 ayakizi yere ayak bastı.Allah bilir,en az 20'si onuncu kez
buraya aşina.Güneş tepemizde sanki boza pişiriyor görünüyor amma ısıran bir
soğuk hiç eksik değil,sanki "tundra yazı".Grup 20 dk.da Öküzyatağı çayırına
vardı.Kısa bir orman geçişi ile Keltepe(Kartepe) manzaralı mola yerine
ulaştık ve dee kış boyunca bizi hiç bırakmayan beyaz bir dostla tekrar
buluştuk.Lakin bu sefer karda hiç batmadık- ee tabi ki 90 okkalık kendimi
hariç tutarsak-.Mutad ,Domuzderesi inişini(yer yer 70 derece diklikte)
yaptık ama ne iniş.Bata çıka,yuvarlana yuvarlana ıslana ıslana.İçinde
kırmızı benekli gerçek alabalıkların yüzdüğü Akçay deresini(namı diğer
Domuzderesi) geçip patikaya girdik.Kar tabakası giderek arttı ve amcamların
(Ursus) ayakizleri zuhur etti.Vadiyi terkedip kuzey-kuzeydoğu
tırmandık.Ormancılar dar patikayı dozer sokup yol haline getirmişler.Tepede
tekrar güneşle barıştık ve polarlar fora!! Buradan Soğucak yaylaya varış
için hep aklımda olan bir kestirme yapayım dedim (Nasıl olsa grup da canavar
gibi zıpır zıpır). Patikasız ,ama yürüyüşümüze izin veren bir göknar
ormanına daldık,sürpriz,önümüzde tatlı eğimli bir kayak pisti.Hani onca
yolumuz olmasa ya da bügün ctesi olsaydı eğer bi allahın kulu bizi oradan
saatlerce ayıramazdı.Mevsimin son karından doya doya yararlandık ve tahmin
ettiğim gibi kısa bir sürede Soğucak yaylaya vardık.
Heyhat !! Soğucak
yayla.Samanlı dağlarının ortasında ıssız,resmi orman kulübesi hariç tek bir
yayla evi olmayan,yaban,ürküntü verici ve düdenlerce delik deşik edilmiş adı
gibi soğuk yayla.Ne anılar bıraktı şu garip becileyinde.Bu yayla ile ilk
tanışmamız unutulur mu? 2000 yılının buz gibi bir sonbahar akşamüstü gözgözü
görmeyen bir siste ve sinsi sinsi yağan bir yağmur altında yayladaki
kulübede sonuçlanan- ki ısınmak için yarısı olmayan kereveti yakmıştık-
keşif gezisi.Hey gidi günler hey, emmevelakin şimcik buraları gözüm
kapalı(körleme) gezerim.Ya da 2002 Ekiminde yine Soğucak'da sevgili zevcem
Serpil'e yaptığımız sürpriz doğum günü hiç unutulur mu? Neyse arkadaşlar
lafı fazla uzatmayalım- zaten tek parmakla gıdım gıdım yazıyorum- molayı
yaylaya girer girmez eriyen kar sularının oluşturduğu minik dereciği görünce
verdik.Çorbamızı içtik,içimiz ısındı,yola koyulduk.İlk kez çıplak gözle bir"Düden" i bu kadar yakından gördük ( Düden: içinde suların battığı
mağara,mağara ağzı).Hacıhüseyin tepelerini de geçip iyice kuzeye
döndüğümüzde karşımızda aşağıda olanca güzelliği ile İstanbul deresi vadisi
ve Sapanca Gölü.Bu arada rakım 1150 m. bundan sonra minik bir keşif daha
yapıp her zaman indiğim Büyük Nikola tepesi eteği patikalarını değil sağdaki
Küçük Nikola patikalarını kullanayım dedim.Ama itiraf edeyim bu keşif 3 saat
önceki kadar verimli olmadı hatta yolu uzattı.Maalesef su depoları uğruna
ormanda büyük tahribat yapılmış.Sürekli inerek (tabanlarımız ağrıdı) ve
İstanbul dereyi izleyerek yer yer geçerek 2,5 saatte Erdemli köyüne indik.Bu
arada Selo kankam ve bendeniz akşam nevalesi için epeyi k "Kaldirik" yani
hodan bilimsel adiyle "Borago Officinalis" topladık.Hani eve elimiz boş
dönmeyelim hesabı!! Dönüş yolunda Aycan kardeşim sağolsun onca yorgunluğuna
rağmen,Hüseyin abisini kırmayıp kulaklarımızın pasını
sildi.
Eskiyayla-Erdemli geçişini yapan -ve de dahi yapmayan- tüm ayakizleri
sağolsun.
Hüseyin Şişman